Aşk ve tekamül…
Aşk.
Bana aşktan soruyorlar… Ben aşkı gerçek ve sahte olarak ikiye ayırıyorum.
Aşık olduğumuz kişi, olmayı istediğimiz özelliklere sahiptir.
Bana göre gerçek aşk kutsaldır. İçinde şefkat, hayranlık gibi yüksek frekanslı duygular barındırır. Karşılıksız ve koşulsuz bir sevme halidir. İnsan böyle bir halin içine girince, sevmeyi; koşulsuz ve güzel sevmeyi öğrenir.

Aşık olduğumuz kişi, olmayı istediğimiz özelliklere sahiptir. Bu nedenle, gerçek aşk, insanda büyük bir dönüşüm başlatır. Olmayı gerçekten istediğimiz, örnek aldığımız davranışları olan insan en yakınımızdadır.
Zamanla, hal ve tavırlarımız aşık olduğumuz kişiye benzemeye başlar. Zira o, olmak istediğimiz kişidir. Onun mutluluğundan mutlu olmaya, onun zevklerinden zevk almaya başlarız (Elbette ki bu durum karşılık olmalıdır). Onun gibi düşünmek ve hissetmek hoşumuza gider. Çünkü, bu aynı zamanda anlamak ve anlaşmak demektir. Anlamak ise sevmektir. Bu bakımdan farklı özellikteki kişilerin aşkı, saygı çerçevesinde yaşanırsa, birbirini zenginleştirir ve geliştirir. Gerçek aşk ilişkisinde, iyi alışkanlıklar sürdürülür, kötü alışkanlıklar bitirilir ve bunun adı çoğalmadır.
Böylece, aşık çiftler birlikte olduklarında, tek başlarına olduklarından daha iyi olur. Aşkın amacı da, daha mutlu olmak değil midir zaten?

Aşk gerçekse, partnerinin mutluluğu kişiyi mutlu edeceğinden, gereksiz kıskançlıklar olmaz. Onun güzel davranışlarını örnek aldığımız gibi, kendimizi geliştirmeye ve daha iyi halimize ulaşmaya istekli oluruz. Yaşam enerjimiz ve yaşam motivasyonumuz artar.
Üstelik artık bizi destekleyen bir partnerimiz de vardır. Kitap okumak, spor yapmak gibi iyi alışkanlıklar edinmek, kötü alışkanlıklardan kurtulmak gibi ortak hedefler varsa, gelecekte de ortak hedefler olacak demektir. Böylece, ortak gelecek hayali de kurulmaya başlar.
Daha iyi bir gelecek için, çiftler kendilerini geliştirmeye istekli olur ve birbirlerinin yaşam enerjisini arttırır.
Gerçek aşkı bulanlar, atalarının negatif kalıplarından da özgürleşir; hayat amacını bulma ve kendini gerçekleştirme yolunda ilerlemeye başlar.
Gerçek aşk, çok güzel bir duygudur ve pek çok güzelliğe vesile olur. Aşıklar, dünyaya dair her şeyi daha güzel, daha berrak ve daha anlamlı görmeye başlar. Böylece, kendilerinin de insan olarak önemini ve anlamını kavramaya, dünyayı daha da güzelleştirmek için çaba harcamaya başlarlar.
Gerçek aşkın kalpteki yoğun duygusu tariflenemez. Nice şair, yazar ve sanatçı, aşkı tariflemek için dünya tarihi boyunca uğraşmıştır. Her ne kadar kendi duygularını tariflemeye çalışsalar da, bunu tam olarak başarabilen yoktur. Zira, birisi bunu başarsa dahi, kimsenin hissettiği bir başkası ile aynı değildir ve kıyaslanamaz. Aşkı çekici kılan belki de bu bilinmezlik halidir.
Bir de sahte aşklar vardır…
Gerçek aşkın o çok güzel ve güzelliklere vesile olan halini, her insan deneyimlemek ister.
Öte yandan, gerçek bir aşka kavuşma isteği, insani bir içgüdüdür. İnsan olmanın gereklerinden biridir hatta…
Bazı insanlar aşık olmayı o kadar çok isterler ki; kafalarındaki aşk hayalinin gerçeğe dönüşmesi için acele ederler. Kendilerine en uygun ve en yakın kişiye, kendi aşk duygularını yansıtırlar. Böylece, farkında olmadan sahte bir aşkın doğmasına vesile olurlar.

Çoğu insan, aşk zannettiği ve ancak bitince sahte olduğunu anladığı ilişkiler deneyimlemiştir hayat yolunda. Sahte aşkları gerçek aşklardan ayırt etmek ise bazen çok zor olabilir.
Aşk sahte ise…
Aşk sahte ise, ilişkinin içine girildiğinde, yoğun bir kaybetme korkusu hissetmek kaçınılmazdır. Bu da kıskançlığı beraberinde getirir.
İroniktir ki, yoğun kaybetme korkusu yaşayan kişinin aşkı, aslında daha sahtedir. Böyle bir durum varsa, partnerimizi kaybetmek de kaçınılmazdır. Bu durumu yaşayan bir kişi, güzel ve sağlıklı bir ilişkisi olsun istiyorsa, kendi kıskançlık, kaybetme, terkedilme, aldatılma gibi korkularıyla yüzleşmek ve bunları aşmak zorundadır.
Ancak, çoğu insan bunu fark etmek ve kabul etmek yerine; partnerini kendine ya da kafasındaki ideal eşe benzeterek kendi korkularıyla yüzleşmekten kaçınır. Karşısındaki kişiyi değiştirmeye odaklanır.
Böyle bir durum varsa, bu gerçek bir aşk değildir; tam tersine bir sınır ihlali ve saygısızlıktır. Bu kişinin partneri, zamanla kendini değersiz ve olduğu haliyle kabul edilemez hisseder ve hayat enerjisi azalmaya başlar. Çok sevilen olmak için çabalara girer ya da ilişkiyi terk eder. Partnerlerden birinin kendini beğendirmek ve daha sevilesi olmak için yoğun bir çabasının olması da, ilişkideki aşkın sahte olduğunun bir göstergesidir.
Aşkın ve ilişkinin gerçekliği, bir ilişkiyi devam ettirmek ya da bitirmek gibi karar anlarında danışmanlık almak faydalı olabilir.
Füsun Gençer
