hikayelerimiz

İster soy karması, ister atalardan aktarım, isterse geçmiş yaşam deneyimi diyelim; hepsi de vardır ve doğrudur.

Sadece kendi yaşam deneyimlerimizden ibaret değiliz. Zira, bazı deneyimler kelimelere sığmaz, anlatılamaz, sadece yaşanabilir.

Bilginin frekansı çok yüksektir…

İnsanlar farkında olmadan bu frekansa çekilir. Hep yeni bir şeyler öğrenmek ister.

Ancak, bilmek ve öğrenmek kelimelere hatta duygulara bile sığmaz.

Hissediş gerektirir.

Yaşanmışlık ister.

Dünyanın bilgisini sadece kitaplardan alamayız. İnsanlar, kendi doğum, askerlik ya da aşk anılarını anlata anlata bitiremezler. Tek kelimeye sığdırılmaya çalışılan bu hayat deneyimi bile kendi içinde çok farklı detaylar, hissedişler, yaşanmışlıklar, anlar ve anlamlar barındırır.

Ayrıca, kelimelere yüklediğimiz anlamlar da, kendi hayat deneyimlerimize göre yıllar içinde süzülmüş, bizim anlam dünyamız ve yaşanmışlıklarımıza göre farklılaşmıştır.

Her insanın kendi anlam dünyası, kendine özeldir.

En iyi ifade ettiğimiz konu bile, karşımızdaki insan tarafından en fazla %60 anlaşılır. Bu sebeple duyguları ve hisleri ifade etmek için farklı yaratıcı yollar arar insanoğlu. Sanata ihtiyaç da bu yüzden doğmuştur. Aynı resme bakan, aynı şiiri okuyan iki insan, bambaşka duygular hissedebilir. Her bilgiyi kendi anlam dünyamıza göre yorumlarız.

Anlam dünyamız ise tecrübelerimizden ve bize anlatılan, izletilen ya da yaşatılan hikayelerden oluşur.

Füsun Gençer

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir