tekamül, ruhun olgunlaşmasıdır
Üst benliğimiz, ruhumuzun çektiği ızdırabı bilir ve bu ızdırabı bedensel bir işaret ile bize fark ettirir. Zira, ruh tekamülünü tamamlamak ister. Dünyaya geliş amacına en uygun şekilde yaşamak ister. Biz bunu görmemeyi, geriye itmeyi ve görmezden gelmeyi tercih eder ve fizik dünyadaki mutluluğu tercih edersek, fizik beden ve madde dünyasındaki olay ve durumlar ile işaretler bize sürekli alarm vermeye başlar ve bu alarmın sesi duyulana kadar etrafımızda gelişen olaylar ve tekrar eden negatif durumlar yaşanmaya devam eder. İşaretler ve dersler, yaratım öncesi tercihimize göre, kendi üzerimizden ya da bizim tekamülümüze yardımcı olmak için görev almış en yakınımızdaki aile üyeleri, çocuklarımız, annemiz, babamız ve yakın çevremizdeki sevdiğimiz insanların üzerinden ya da ekonomik durumuz üzerinden de gelebilir.
Biz bu dersleri; hem fiziksel, hem ruhsal, hem duygusal ve hem de zihinsel anlamda araştırıp, nereden kaynaklanıyor olduklarına dair ihtiyacımız olan bilgiyi alarak; yani yaşadığımız olay ve durumun bilgisini alarak, örneğin, bir kitap okuyarak, düşünerek, tefekkür ederek, istişare ederek tamamlayabiliriz. Ruhumuz, yavaş dahi olsa, eninde sonunda tekamülünü tamamlar ve bu dünyada olabileceğimiz en iyi hale ulaşmak ve o halde yaşamamızı sağlamak için bizi güdülemeye, işaretler vermeye devam eder.

Tekamül, ruhun olgunlaşmasıdır ki; ruhun olgunlaşması hakikatin bilgisinin alınmasıyla olur.
Hakikatin bilgisi, hem duygunun hem de düşüncenin bilgisinin eş zamanlı olarak alınmasıdır.
Sol beyini aktif analitik, zihinsel insanlar, önce düşüncenin bilgisini alır ve sonra duygunun bilgisini açar.
Sağ beyini aktif, duygusal insanlar ise önce duyguyu yaşar ve sonra duygunun bilgisini alır.
Bir olayın hem duygusu ve hem de düşüncesi denk olduğunda yani bir seviyede dengelendiğinde o seviyenin bilgisi insana verilir.
Aynı olay, daha farklı derinlik ve seviyeden de açılabilir. Yani bir olayın birden fazla manası ve bilgisi olabilir ve çoğu zaman da öyledir. Hakikatin bilgisi, insanın bulunduğu tekamül seviyesine göre verilir. İlahi bir koruma sistemi olarak, taşıyabileceğimiz kadar bilgi verilir. Bu bizim korunmamız içindir. Bilginin verilme seviyesi bizim alabilme kapasitemizle yani tekamül seviyemizle paraleldir. Bu ise tekamülün basamakları olarak isimlendirilir.
İşin iyi tarafı şudur ki; tekamülde geri yoktur; hep ileri vardır.
Geçtiğimiz bir seviyeye geri düşmemiz, çok düşük seviyelerde değil isek; yani vicdanımız ölmemiş, kalp gözümüz kapanmamış ise mümkün değildir. Kısacası, yüzleşmekten, dünyanın bilgisini almaktan ve tekamül etmekten başka ihtimalimiz yoktur.
Nasıl ki; dünyaya gelen bebek büyümesini durduramıyor ise, ruhsal büyüme de hep ileri yönde ve süreklidir.
Bu kutsal yolculuğunuzda, hayatınızdaki sorunlarla yüzleşerek daha bir hayat yaşamak için rehberlik ve istişare etmeye ihtiyaç duyuyorsanız, merkezimize danışabilirsiniz. Aynı boyutta, aynı zamanda ve aynı mekanda bulunabilmek tesadüf değildir.
Sevgimle…
Füsun Gençer
