“Öğrendiklerimizin ötesinde İlahi kurallar ve ruhsal bağların olduğunu öğrenmeye başladım.”

2012 yılında 6-7 tane travma ve o vakitler anlamlandıramadığım 2 tane rahmani rüya ile uyanış serüvenim başladı.
Ruhumun derinliklerinde, içimde hep bir arayış, bir şeyleri anlamlandırma çabası, kendimi bildim bileli vardı. 2012 yılında gördüğüm rüyaları anlamlandırmaya çalışırken, görünenin ötesinde; bildiklerimizin, öğrendiklerimizin ötesinde ilahi kurallar ve ruhsal bağların olduğunu öğrenmeye başladım. Her şeyi doğru yaptığımız halde, iyilik ve doğruluk üzere olduğumuz halde karşılaştığımız zorluklar, olaylar ve insanlar arasındaki bağlantıları anlamlandırmaya ve anlamaya başladım.
Bu süreçte; sol beyini etkin, analitik yönü güçlü, mühendis formasyonu almış bir insan olmamın da etkisiyle; yaşadığım, deneyimlediğim tüm şifa yöntemlerini inceliyor, inancı güçlü bir insan olarak doğru bildiğim yoldan sapmamak adına, oldukça titiz davranıyordum. Mesafeli bir kişilik yapım olduğundan da, güvenli alanda olmak ve emin olmak benim için önemliydi. Ancak, bütün bu muhakemelere rağmen, deneyimlediğim ve etkili olduğundan emin olduğum, bazen beni hayrete düşüren şifa yöntemlerini tüm insanların deneyimlemesi için içimde güçlü bir istek duyuyordum. İnsanları seviyordum. Herkesin en iyi halini bulması, hep birlikte daha mutlu ve huzurlu bir dünya yaratmamız bana göre olması gerekendi.
“İsteklerimizin hiçbiri diğerinden üstün ya da erdemli değildir”
Her ne kadar benim yolculuğum kördüğüm olmuş bir hayat, şiddetli bir aşk acısı ve pişmanlık duygusu ile başlamış ve dilimden dökülen “tam teslimiyet” niyeti ile devam etmiş olsa da, aslında insanların genel olarak istedikleri; mutluluk koşulu olarak gördükleri; aşk, para, sağlık, başarı, bereket, huzur gibi taleplerin de ne kadar önemli ve anlamlı olduğunu, neden gücü ve ihsanı sınırsız olan Allah’ın (Yaratıcı’nın) istemeyi yarattığını ve bir şeyler istemenin; dua etmenin, ruhun olgunlaşması (tekamül) için önemli ve gerekli olduğunu anladım.
İsteklerimizin hiçbiri diğerinden üstün ya da erdemli değildir, herkes kendinde olmayanı ister. Bir şeyler istemek ve bunun için çaba harcamak, aslında bir dua halidir, eksik olduğumuzu; Yaratıcı’nın karşısında aciz olduğumuzu kabullenmenin ilk adımıdır. Üstelik, isteklerimiz birbirleriyle bağlantılı ve yakın ilişki içindedir. Fark; sadece, kişinin hayat hikayesine göre, kendisini en ihtiyaçlı hissettiği alandan başlaması kadardır. Amaç, eksiklerimizi tamamlamak, bir ve bütün olmaya, bütüne ulaşma içgüdüsüne hizmet etmektir. Aslına bakarsanız bu dünyada her insan biraz eksik ve acizdir ve bu dünyaya tamamlanmak için gelir.
Yaratıcı’nın mesajı ise şudur: “Senin beni bilmen için neye ihtiyacın var? İste vereyim.

Elbette, tekamülde çok daha üst seviyeler de vardır. İsteklerinin tümünün olabildiğini gören erenler, artık istemeyi de bırakırlar ve Allah’ın sevgisine talip olurlar. İsteyen herkese bu seviyelerin de nasip olmasını dilerim.Benim şu anda istediğim ise; geçtiğim yollarda kazandığım deneyim ve bilgileri, uygun yöntemlerle ihtiyaç duyan, gelişmek ve dönüşmek isteyen, kendi en iyi halini arayan insanlara aktarmaktır.
Hayat yolunda istediğiniz halde ulaşamadığınız, ulaşmakta zorlandığınız konularda, bir rehber ya da danışacak birini arıyorsanız, yolunuza ışık tutmak ve bir yerlerden hayata tutunmanıza, hayatı çözmenize vesile olmak için buradayım.
Benim bu zamanda, bu mekanda ve bu boyutta, an içindeki niyetim budur.
Şükür ve tevekkül ile…
Sevgiyle kalın. Hoşça kalın.
Füsun Gençer
